‘’Osmanlı’nın sığınmacılara kapısı her zaman açıktı’’

Tarih: 28 Ekim, 2018
a a a

Kartepe Zirvesinin üçüncü gününde Fuat Sezgin Salonunda gerçekleşen Akademik Oturumda “Tarihte Göç Olgusu Ve Göçler” konusu ele alındı. Kocaeli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Funda Selçuk Şirin; “Balkan Savaşları’nın ardından Türkçülük ideolojisi ve Anadoluculuk ideali belirgin bir şekilde öne çıkmış ve bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunda önemli bir yapı malzemesi oluşturmuştur.”

BALKANLAR’DA YAŞAYAN MÜSLÜMAN TÜRK GRUPLAR
Doç. Şirin: “1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı neticesinde yaşanan toprak kayıplarının ardından, Balkanlar’da yaşayan Müslüman Türk grupların ekserisi yoğun bir göç hareketine girişmiştir. Balkan Savaşları’nın ardından Türkçülük ideolojisi ve Anadoluculuk ideali belirgin bir şekilde öne çıkmış ve bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunda önemli bir yapı malzemesi oluşturmuştur. Osmanlı topraklarına sığınan göçmenler, vatan kaybetmenin, vatan toprağı kaybetmenin acısını yaşayan, büyük travmalar yaşamış insanlardır. Bu insanlar yeni geldikleri ve sığındıkları toprakları kısa zamanda benimsemiş ve yeni yurtları olarak görmüşlerdir.’’

GÖÇMEN BALKANLILAR VE KAFKASYALILAR
‘’Milli Mücadele’nin gerek komuta kadrosu, gerekse savaşan askerleri dikkate alındığında, büyük bir çoğunluğunun, doğdukları ve büyüdükleri yerleri büyük acılarla geride bırakan göçmen Balkanlılar ve Kafkasyalılar oldukları anlaşılmaktadır. Anadolu’yu bir vatan olarak benimsemeleri ile göçmen kimlikleri arasında bu anlamda mütekabil bir ilişki vardır. Osmanlı bürokrasisi Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan gelen bu göçmenlerin nerelere yerleştirileceklerini çok stratejik bir şekilde belirlemiş ve gelen göçmenlerin büyük bir kısmı yerleştirildikleri yerlerde yeni hayatlar kurmuşlardır.’’

OSMANLININ SEFARAD YAHUDİLERİNE KARŞI TUTUMU
Sakarya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Cengiz Mutl: “1492’de Endülüs’ün düşüşüyle İspanya’dan sürülüp Osmanlı ülkesine iltica eden Yahudilerin büyük kısmı özellikle Selanik, Edirne ve İstanbul’a yerleştirilmişti. Selanik ve civarına yerleşen Yahudiler, dini-milli kimliklerine karışılmaksızın ticari hayattaki kabiliyetleri ölçüsünde Balkan Savaşları’na kadar huzur ve sükûn içinde yaşamışlardı. 19. yy’da Doğu Avrupa, özellikle de Rus Çarlığında Yahudiler karşı karşıya kaldıkları baskılar sebebiyle göç etmeye karar vermişlerdi. Osmanlının Sefarad Yahudilerine karşı tutumu hakkında bilgi edinen Eşkenaz Yahudileri, aldıkları olumlu referanslar üzerine Osmanlı topraklarına göçe karar vermişti.”

YAHUDİLER OSMANLI’YA SIĞINDI
‘’1870’lerde uğradıkları zulüm sebebiyle Osmanlı’ya sığınan Yahudilerin göçü insani nitelik taşıdığından Osmanlı Devleti mültecileri kabul etmede bir beis görmemişti. Fakat zamanla Siyonist hareketin ortaya çıkışıyla Sultan Abdülhamit ve Meşrutiyet hükümetleri, Yahudi mültecileri Filistin haricindeki topraklara yerleştirmeyi bir politika olarak takip etmişti. Çıkarları gereği Osmanlıya sadık tebaa olan Musevilerin, Selanik’teki imtiyazlı konumları Balkan Savaşları’na Selanik’in Yunanlıların eline geçişine kadar sürmüştü. Şehrin Yunanlıların eline geçmesiyle Hellenleştirme faaliyetleri çerçevesinde gerek Müslümanlara, gerek Musevilere karşı saldırılar hızlanmıştı. Selanik’teki Musevilerin çoğu yine tebası arasında din, dil, ırk ayrımı yapmayan Osmanlı Devleti’nin, egemenliğindeki topraklara İstanbul ve İzmir’e göçe başlamıştı.’’

OSMANLI-RUS SAVAŞI SONRASI GÖÇLER
Kocaeli Üniversitesi’nden Dr. Oğuz Polatel: “1783 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgali, 1853-1856 Kırım Harbi ve 1859 yılında Şeyh Şamil’in direnişinin kırılması Kırım ve Kafkasyalı yüz binlerce Müslüman’ı Rusya’nın baskı ve zulmü karşısında vatanını terk etmek mecburiyetinde bırakmıştı. 19. yüzyılın ortalarında büyük kitleler halinde Kırım ve Kuzey Kafkasyalı halklar güven ve refah içinde yaşamlarını sürdürebilmeyi umdukları Osmanlı topraklarına göç etti. Kitlesel göçlerin son bulduğu, göçmenlerin iskan işlemlerinin büyük oranda başarıyla sonuçlandığı bir dönemde yaşanan yeni bir Osmanlı-Rus savaşı (1877-1878 / 93 Harbi) ve sonrasında yaşanan gelişmeler Osmanlı Devletini bir kez daha kitlesel göçlerle karşı karşıya bıraktı. Böylece Kırım ve Kuzey Kafkasya halklarının yanı sıra Balkanların Müslüman nüfusu yurtlarını terk ederek Osmanlı egemenliğindeki topraklara göç etmek zorunda kalmıştır.”

KOCAELİ İSKAN SAHASI OLARAK ÖNEMLİ BİR KONUMDA
‘’Kitlesel göçlerin başladığı dönemden itibaren Kocaeli bölgesi göçmenlerin geçici ve daimi iskan sahası olarak önemli bir konuma sahip olmuştur. 20. yüzyılın başlarında Kocaeli bölgesinde iskan sahası kalmadığı vurgulanmış olmasına rağmen bölgeye 1912-1913 Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sürecinde az sayıda da olsa göçmenlerin iskan edildiği görülmüştür. Osmanlı idari taksimatının temelini oluşturan ilk sancaklar arasında yer alan Kocaeli Sancağı, 19. yüzyılın başlarında batıda İstanbul boğazından doğuda Bolu Sancağına, güneyde Pazarköy, İznik, Lefke, Gölpazarı hattından kuzeyde Karadeniz’e uzanan geniş bir coğrafi alanı kapsamaktaydı. Sancak sınırlarında yüzyıl içerisinde batı ve güney istikametinde daralma yaşanmış ve 20. Yüzyıl başlarında İzmit, Adapazarı, Geyve, Karamürsel, Kandıra ve Yalova kazaları sancağın idari yapısını oluşturmuştur.’’

KATILIMCILAR KONUŞMALARINI GERÇEKLEŞTİRDİ
Akademik Oturumda moderatörlük yapan Kocaeli Üniversitesi Doç. Dr. Funda Selçuk ŞİRİN, aynı zamanda “93 Harbi’nden Balkan Savaşları’na Göç ve Kimlik” konulu bildirisini okudu. Ayrıca Azerbaycan Bilimler Akademisi’nden Doç. Dr. Eynulla MEDETLİ, Sakarya Üniversitesi, Doç. Dr. Cengiz MUTLU, Dr. Oğuz POLATEL Kocaeli Üniversitesi, Dr. Mustafa TANRIVERDİ İstanbul Üniversitesi ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden Dr. Bilal TUNÇ konu hakkındaki konuşmalarını gerçekleştirdi.