Kocaeli’nin türkülerinin tarihi kökleri

Tarih: 10 Mart, 2018
a a a

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 5.’si düzenlenen Uluslararası Orhan Gazi ve Kocaeli Tarihi-Kültürü Sempozyumu, Mehmet Ali Kağıtçı Salonunda gerçekleştirilen Kocaeli Üniversitesinden Prof. Dr. Nevnihal Erdoğan başkanlığındaki ilk oturumda, Prof. Dr. Feyzan Göher Vural ve Arş. Gör. Merve Soycan, Doç. Dr. Timur Vural, Araştırmacı Ali Aktaş tarafından katılımcılara tebliğler sunuldu.

GÖÇLER MÜZİK KÜLTÜRÜNÜ ETKİLEDİ
Kocaeli ’ye yapılan göçlerin Kocaeli müziğine yansıması konusunda tebliğ sunan Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesinden Prof. Dr. Feyzan Göher Vural ve Arş. Gör. Merve Soycan, 1699 Karlofça Antlaşması sonrası Kocaeli’ye Boşnak göçlerini takiben, Osmanlı – Rus Savaşları ve Balkan Savaşları’ndan etkilenen küçük çaplı göç dalgaları gerçekleştiğini, Kocaeli’nin, sanayileşme süreci içinde öne çıkan bir il olması sebebiyle de sonraki dönemlerde iç göç dalgalarına maruz kaldığını belirtti. Tüm bu göçlerin göç edilen bölgelerde kimi değişimlerin yaşanmasına neden olabildiği ekonomik etmenlerin yanı sıra asıl kalıcı değişimin, kültürel ögelerde görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Vural, kültürel pek çok unsurla birlikte, müzik kültürünün de değişim yaşanan nitelikler arasında yer aldığını belirtti.

İNCE SAZ ÇALGILARI KULLANILIYOR
Aktaş sunumunda, Kocaeli ve yakın illerin türkülerinin yaptıkları çalışmayla analiz edildiğini söyleyen Prof. Dr. Vural, Kocaeli’ye bağlı TRT repertuvarına kayıtlı az sayıdaki türkülerin sözleri, ritmik, melodik yapılarını değerlendirdi. Kocaeli müziğinde öne çıkan çalgıların incelendiği araştırmada, kullanılan çalgıların göç etkisiyle şekillendiğini ifade etti. Kocaeli’nde kullanılan çalgıların ince saz olarak adlandırılan klarnet, cümbüş ve keman enstrümanları ağırlıklı olduğunu belirtti.

BÜYÜKŞEHİR KÜLTÜREL MİRASA ÖNEM VERİYOR
Ali Aktaş, Kocaeli’nde yapılan güncel türkü derlemeleri üzerine yaptığı çalışmayla ilgili sunduğu tebliğde, Kocaeli’nin kültürel gelişimini ve her alandaki mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, müzikal kültürel mirasın tespit edilmesine büyük önem verdiğini belirtti.

BÜYÜKŞEHİR TÜRKÜLERİ DERLETTİ
Büyükşehir Belediyesi’nin, bu projeler kapsamında derleme çalışmalarının yapılmasına öncülük ettiğinin altını çizen Aktaş, 2017 yılı içinde derlenen ve henüz TRT Repertuvarında kayıt altına alınmamış olan, Kocaeli’nin çeşitli İlçelerinden derlenen türkülerde söz dizilerinde yöredeki sosyo-ekonomik ve kültürel değerlere ilişkin göndermeler, yöre coğrafyasının belirlediği meslekler ve ekonomik koşullarla ilgili anlatımların bulunduğunu ifade etti.

KÜLTÜREL MİRASA KAZANDIRILDI
Yapılan bu çalışma ile geçmişten geleceğe bir kültürel köprü kurup derlenen ezgilerin kayıt kayıt altına alınarak Kocaeli’nin kültürel mirasına kazandırılmasının amaçlandığını belirten Aktaş, Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla yapılan çalışmada Kocaeli’nin çeşitli ilçelerinde daha önce derlenmemiş ezgileri derlediklerini söyledi. Aktaş, çalgı olarak türkülere genelde yöre kadınlarının vurmalı çalgı olarak kullandıkları darbuka ile eşlik ettikleri, melodik yapıları ritim ile güçlendirerek ezgileri seslendirdiklerini görüldüklerini belirtti.

ORHAN GAZİ TÜRBESİNDEKİ ASILI DAVULUN SIRRI
Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesinden Doç Dr. Timur Vural tarafından yapılan sunumda, Orhan Gazi Türbesindeki davul ve simgesel anlamları konusunda bilgi aktarıldı. Türk tarihinin en kadim enstrümanlarından birinin davul olduğunu söyleyen Vural, davul enstrümanının Hun dönemi olan MÖ. 4-5 yüzyıllara ait bir kurgandan çıkarıldığını ifade etti. Bu tarihten itibaren mezarlara soyluların davulları ile birlikte gömülme geleneği olduğunu saltanat sembollerinden birinin de davul olduğunu belirtti.

KADİM BİR TÜRK GELENEĞİ
Doç. Dr. Timur Vural, Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı olan Orhan Gazi’nin türbesinde davul asılı olmasının Türk tarihinde kadim bir gelenek olduğunu belirterek ritüelin bir yansıması olarak Orhan Gazi Türbesinde asılı olan davulun, vurduğunda sultanın ve diğer gazilerin ayağa kalkması inancının kadim bir Türk geleneği olduğu ifade edildi. 1801 yılındaki büyük Bursa yangınında türbede bulunan teşbih, sarık ve davulun yanarak yok olduğunu ifade etti.