‘’Dönüş yolunda tehditler var’’

Tarih: 28 Ekim, 2018
a a a

Kartepe Zirvesi 2018’in üçüncü ve son gününde 44 panel oturum gerçekleştirildi. “Uluslararası Politikalar ve Geri Dönüş” başlıklı panelde, Dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşayan mültecilerin geri dönüşleri hakkında ayrıntılı bilgiler verildi. Panelde konuşan Prof. Dr. Sema Buz: “Suriyeli mültecilerin geri dönüşündeki en büyük engel güvenliktir. Geri dönüşler nasıl organize edilebilmesi için, öncelikle gidecekleri yerlerdeki mal, mülk ve evlerinin kullanılabilir durumda olması gerekiyor.”

“GERİ DÖNÜŞLER %10’DAN AZ”
Prof. Dr. Sema Buz: “Mültecilere geri dönüşün sağlanması için uluslararası desteğe ihtiyaç var. Dünyada geri dönüş olanakları çok zayıf. Geri dönüş oranı dünyadaki mülteci sayısının yüzde 10’dan aşağıda bir seviyededir. Mültecilerin geri dönüşleri için ülkelerindeki güvenliğin sağlanması ve belirsiz durumların ortadan kaldırılması gerekiyor. Son 26 yılda (1992 – 2017) dünyadaki mültecilerin yüzde 25’inden daha azı kendi ülkelerine geri dönüş yapmıştır. Suriyeli mülteciler için geri dönüşteki en büyük engel güvenliktir. Geri dönüşler nasıl organize edilebilmesi için, öncelikle gidecekleri yerlerdeki mal, mülk ve evlerinin kullanılabilir durumda olması gerekiyor. Politik ve güvenlik durumlarının müsait olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“GÖÇ SINIR TANIMAZ”
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Doç. Dr. Giray Sadık: “Öncelikle hepimiz insanız. Göç sınır tanımayan bir etkinliktir. Yani göç uluslar arasında gerçekleşmektedir. 2010 ve 2014 arasında dünyada yaşanan terör saldırıları genel olarak 5 ülkenin vatandaşları tarafından gerçekleştirilmiştir. Mülteciler asla terörist değildir ama yine de kitlesel mülteci akımlarında, mültecilerin içerilerine teröristler sıza bilmektedir. Bu durum dünyada çok olmasa da görülmektedir. Bir ülkeye kitlesel mülteci akışı olduğunda o ülkedeki güvenlik networku zayıflayabiliyor. Yapılan bir araştırmada Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının büyük bir çoğunluğu, Suriye gibi ülkelerden terörden ve savaştan kaçmış insanların Avrupa kabul edilmesini istiyor. Dünya’daki mültecilerle ilgili politikalarda ülkeler sadece kendi politikalarını üretmemelidir. Göç uluslararası bir konu olduğuna göre tüm ülkeler bir araya gelip göçmen akımlarıyla ilgili ortak çalışmalı ve kararlar almalıdır. Örneğin Avrupa Birliği sığınmacılarla ilgili ne yapılacağına dair herhangi bir ortak karar almamıştır. İşte tüm bu nedenlerden dolayı uluslararası anlamda sığınmacı akımlarıyla ilgili uygulamalara geçilememiştir”

“AMERİKA İSLAMI HÂLÂ ANLAMIŞ DEĞİLDİR”
Amerika Katolik Üniversitesi’nden Eric Trinka: “Güvensizlik durumu insanların kendi dini cemaatleriyle iletişimsizliği onları olumsuz etkiliyor. İnsanlar kendi dini inancını öğrenememesi onu köktenci gruplara doğru götürebiliyor. Amerika’da hala İslamofobi durumu söz konusudur. Amerika İslamı hâlâ anlamış değildir. Göçmenlik konusunda din artık karar verme mekanizmasının bir parçası olmalı. Dünyada hala popüler ve sorunlu olan bir sekülerasyon problemi var. Dünya geliştikçe bilim dinin önüne geçecektir gibi bir algı söz konusu. Biz araştırmalarımızda bu düşüncenin yanlış olduğunu gördük. Göçmenler önce temel ihtiyaçlarını karşılasınlar sonra dine odaklanırlar düşüncesi mevcut ve çok yanlış. Din aslında göçmenler için daha ayrı ve kutsal bir yerdedir. Din insanların seyahate çıkma konusunda verdikleri kararı etkiliyor. İnsanlar dini inançları sayesinde travmalarını çok daha kolay atlatabiliyorlar. Her zaman maneviyatı güçlü insanlar daha kolay iyileşiyorlar.